Pazartesi, Aralık 21, 2015

Minik Mina 2 yaşında ;)




2 yıl aslında çok uzun bir zaman değil ama konu evlat olunca işin rengi değişiyor.. Ne çabuk geçti yine koca bir yıl demekten alamıyor insan kendini.. Evet bir koca yıl daha geçti ve seen 2 yaşına bastın bebeklikten çıkıp çocuk oldun artık resmen..  

Normalde 23 Aralık doğum günün ama hafta içine gelmesi sebebi ile pazar günü kutladık.. (20.12.2015) Çalışan ve okula gidenler zorda kalmadı böylece :)


Dilerim; güzel insanlar doldursun etrafını, sahip olduklarına muhtaç etmesin rabbim seni..
Geçireceğin her yeni gün bir öncekini aratmasın sana,
Hep mutlu ve sağlıklı yılların olsun,
Hep iyi insanlarla karşılaş inşallah,
Güzel yerlere gel, alnının akıyla üstesinden gelebileceğin bir mesleğin olsun,
Seni senden daha çok sevecek sağlam dostlarınn olsun yanında,
Kendini hep çok sev, ama bencil olma asla,
Hoşgörülü, mutlu, azimli, cesur ol her daim,
İyilikten ve doğruluktan ayrılma,
Allah korkusu ve vicdanın eksik olmasın kalbinden,
Hatanın da acınının da insanlar için olduğunu unutma,
Hep iyi, hep sağlıklı, hep mutlu, hep başarılı hep ... ol.. 


Yürüdüğün yol taştan dikenden uzak olsun, seni güzel günlere götürsün inşallah.. 

iyi ki doğdun iyi kiii! 

Seni seviyorum annecim..



Salı, Kasım 17, 2015

22 Aylık Minnak Mina ;)



Uzunca bir süre anne diyemedin, tek tük anne dediğin anlar vardı ya da 'aallee' derdin bana hep.. Amaa bu ayın içinde bir 'anneemmm' demeye başladın ki beni benden aldın, ömrüme ömür kattın.. Ne güzelmiş evladının dolu dolu anne demesi...


Hala, dayı, abi bunları artık bilinçli olarak gerçek kişilere söylüyorsun..
Üç dört harfli cümleler kurabiliyorsun; 'baba diitti ok' (baba gitti yok) bazı cümlelerin net anlaşılmıyor hala..
10' a kadar sayabiliyorsun..
Meyve isimlerini bilerek söyleyebiliyorsun..
Şekilleri ( kalp, yıldız, üçgen ) biliyorsun..
Toplarla oynamayı çok seviyorsun..
Şekilleri tahtana çizdiğimde isimlerini söylüyorsun..
Yazı tahtana çizgiler atıp karalama yapıyorsun..
Arabalarla oynamayı da ayrıca seviyorsun..
Çamaşır, bulaşık makinasındakileri çıkartıp 'veeerr' diyerek bana uzatıyorsun yerleştirmem için, bazende tencere kapaklarını falan kendin götürüp alt dolaptaki yerine koyuyorsun..
Teşekkür ederim dediğimde tekrar edip gülüyorsun..
Masa üstlerine çıkmaya bayılıyorsun..
Saçların artık keçi şeklinde toplanabiliyor..
Bu ara öğle uykuların uzun oluyor 3 saati buluyor bazen..
Hala sabaha karşı uyanıyorsun..
Gece sütü içmeye devam ediyorsun ama en kısa zamanda kesmemiz lazım..
Tuvalet alışkanlığını kazandırmaya çalıştım yavaş yavaş bi süre iyi gitti ama bir kaç gündür tuvalete yapmak istemiyorsun.. Havada soğuk olduğundan bir kaç ay ertelemeye karar verdim şimdilik..
Anneannenler geldiğinde onunla oyun oynamaya bayılıyorsun..
Niloya hala sevdiğin tek çizgi film.. Zaten fazla izlediğin çizgi film yok, gerek de yok..

Çoğu 3-4 aydır yaptığın şeylerdi zaten ama ben yazmaya fırsat bulamadım, çok hareketlendin.. Hep bir merak içindesin :) Nasıl da büyüdü diyoruz babanla hep.. Zaman nasıl da hızlı geçiyor minicik ayaklarıın büyüdü de numarası bile oldu.. (22 numara) Ellerinde eldiven durmazdı boğazı sıkı olan en minik çoraplarını giydirirdim ellerine..

Maaşallah güzel kızıma..

Bunlarda senin söylediğin, bizim bayıldığımız kelimelerin :)

Balık - bagık
Balon- babın - baloo
Bayrak - baygak
Üzüm - üdüüm
Atatürk - Atatüt
Yumurta - gaga
Çiçek - çeek
Elma - emma
Havuç - acuç
Muz - bus
Çilek - ceeç
Kalem - kabem - galem
Kaşık - kagık
Kedi - tedi - maaavv 
Otobüs - obobüs
Tospiş - kospiş (Niloyadan)


Seni seviyorum annecim..

Perşembe, Kasım 05, 2015

Nasıl Anlatılmalı??



"Annelik uzun zaman alan ve günün yirmi dört saati devam eden adı 'insan yetiştirmek' olan bir iş.. Bir kere bilmelisin ki, zaman alacak! Neye zaman harcarsan onun karşılığını alırsın.. Kıskanmamayı öğret ona, arkadaşının başarısından mutlu olmayı, birlikte sevinçleri paylaşmayı..
Kazanmaktan mutluluk duyup içine sindirmeyi, ama aynı zamanda kaybetmeyi öğrenmesini.. Kitaplardan keyif almasını öğret ona.. Elbet er ya da geç alacaksın biliyorum, ama mümkün olduğunca geç al ona bilgisayarı.. Ona kendisi ile kalacağı sakin zamanlar ver, sıkılmayı öğret ona, sıkılıpta kendini yönlendirmeyi bulmasını..

Doğaya götür onu, hayvanlardan korkmaması gerektiğini öğret.. Arıların bizi sokmasından çok, nasıl bal yaptığını anlat.. Doğanın kendi içindeki gizemini bulmasına yardımcı ol, yağmurdan sonraki toprak kokusundan keyif almasını sağla.. Şartlar çok zor olsa da yalan söylememesi gerektiğini öğret ona.. Kazandığı elli milyonun piyangodan çıkan beş yüz milyardan çok daha keyifli olduğunu öğret.. Alın terine saygıyı öğret ona.. Aşk acısı çekmenin hiç âşık olmamaktan daha güzel bir duygu olduğunu öğret.. Kendi doğruları üzerinden kimsenin onu yargılamasına izin vermemesi gerektiğini öğret, başkalarını da kendi doğruları üzerinden yargılamamayı...

Bilginin en büyük güç olduğunu öğret..
Basit yaşaması gerektiğini öğret ona, çay içmekten keyif almayı... "İstemiyorum", "hayır" demeyi öğret ona, istediğinde ise "istiyorum" demeyi, Sevdiğinde ise "seni seviyorum" diyebilmeyi öğret ona.. El yazısı ile notlar yazmayı... Lafı dolandırmamayı... Dostluğa yatırım yapması gerektiğini, kıymetini bilmeyenlerden uzaklaşmasını öğret ona.. Müziği sevmesini, sporla barışık yaşamasını, işlerin hiçbir zaman bitmediğini söyle ona, en yoğun zamanda bile kendine vakit ayırması gerektiğini öğret... Ama en çok da kendini sevmesini öğret... Kendini sevmezse kimsenin onu sevmeyeceğini...Kendine özenli yemekler yapıp sofralar kurmazsa kimsenin onun için yemek hazırlamayacağını... Hayatta her şeyden çok kendisinin önemli olduğunu öğret ona..."

Aylin Kotil

Cuma, Ağustos 28, 2015

Babalar ve Kızları...


Babanı anlatma konusunda zorlanırım ben aslında.. Sert mizacının altında nasıl kadife gibi bir yüreği var bilsen! Ağır ama bir o kadar çocuk ve bir o kadar yufka yürekli..

Hele senden sonra...
Merhameti katlandı göğe uzandı sanki..
Vicdanı herşeyin önüne geçti..
Daha duyarlı, dikkatli, korumacı, özverili, düşünceli oldu..
Gelecek kaygısı yaşadı belki ilk defa, sana daha iyi bir hayat sunabilmek adına..
Dışarda gördüğü kimsesiz ya da zor durumda olan çocuklara kat kat yandı yüreği..
Bende olduğu gibi onda da 'nasıl daha iyi yetiştirebiliriz' düşüncesi oluşup kemirdi beynini..
Sen 'baabaaa' deyip boynuna sarıldıkça hiç olmadığı kadar titreyip eridi yüreği..
Başına gelebilecek kötü bir olayın bir anlık düşüncesi bile, öfkeden gözlerini yuvasından çıkarmaya yetti..

Nasıl sana olan sevgimi anlatmakta zorluk çekiyorsam babanın sana olan aşkını anlatmam da bir o kadar zor, elimde değil bu güzeller güzelim.. Bana olan sevgisini, sadakatini, saygısını, hoşgörüsünü, insanlığını anlatabilirim az buçuk ama sana duyduğu o tarifsiz aşkı yeterince anlatamam.. 
Seni uyutmayı bir türlü beceremez, ama oyunlar oynayarak avutabilir..
Çok sevdiğin çorbaları yapamaz ama ne yapar eder bir şekilde doyurur karnını..
Konu sen oldu mu kural koyamaz çünkü ağladığında kıyamaz..
Banyo yaptırmayı beceremez, kayar düşürürüm diye ödü kopar..

Onun merhametinin ne kadar büyük ve babalığının nasıl eşsiz olduğunu gün gelecek sende anlayacaksın.. Yeni doğduğunda canın yanacak diye ürkerek tuttuğu elleri sen büyüdükçe, yüreğin incilmesin diye çevreleyecek seni biliyorum.. Sana bakarken gülen gözleri herşeyin kanıtı zaten, ve bu benim en güzel hediyem sana verebileceğim.. Aşkla bakan gözlerinin benden sonra aynı aşkla sana değiyor olması benim en büyük mutluluğum..

Çok seviyor seni, gözünden akan yaşa değil, gözünün dolmasına bile dünyayı yakacak kadar çok seviyor seni.. Sen ne kadar büyürsen büyü bu hiç değişmeyecek.. Çünkü sen bize Rabbimin emanetisin ve babanın kolları senin en güvenli limanın, unutmaa bunu olur mu annecimm :) Allah onu başımızdan, elini üstümüzden eksik etmesin inşallah..



Seni seviyorum annecim..




Cuma, Ağustos 07, 2015

Odaları Ayırdık :)

Aylar önce odaları ayırmak diye yazmış ama bir türlü ayırmaya kıyamamıştım.. 

Sonunda artık vaktidir dedim ve ayırdım :)
06.08.2015 gecesi seni kendi yatağına yatırdım bebeğim.. 19 ay 592 günlükken :)

Seni odana yatırıp kendi odamıza yattığımızda vicdan yapmaya başladım.. Baban daha da çok vicdan yaptırdı bana.. Hemen bitişiğimizdeki oda da yatmana rağmen ''ya orası soğuk olur üşürse, gece ya da sabah uyandığında duymazsak, kendi kendine yatağından inmeye çalışırsa, gece korkarsa'' diye bir sürü fikir üretti iki dakikada sağolsun.. Evet bütün bunları hatta daha fazlasını düşünerek bende korktum ama kararlıydım bu sefer.. Çünkü artık hem kendi odan da yatıp kendi düzenine alışman gerekiyordu hemde kendi nefesinle mis gibi uyu istiyordum.. Biz azıcık ses çıkarsak hemen rahatsız oluyordun zaten.. 

Gece bir süre uyuyamadım kalkıp baktım üstünü örttüm sürekli, tabi her defasında tepip geri açtın :) Yan odada yatmana rağmen konuşurken yine fısıltı ile konuştuk babanla, alışkanlık işte :) Sonra bende dalmışım... Maaşallah sabah 6' ya kadar hiç uyanmadın, baktım bir ara kıpırdadın ama uyumaya devam ettin.. 7' de uyandın yanımıza aldım hemen.. Öpe-sarıla 08:00 oldu saat.. Sonra kalktık beraber :)

1 haftada alıştırırım diyordum ki bugün anneanneye geldik, burda da sarmaş-dolaş yatar evimize geçince devam ederiz artık :) Hep huzur içinde uyu, hayırlı uykuların olsun meleğim..


Seni seviyorum annecim..

Cumartesi, Ağustos 01, 2015

Minnak Mina ile Eskişehir Maceramız :)

31.07.2015 - 05.08.2015 arası takıldık kız kıza :)

Güzeller güzelim seninle ilk defa şehir dışına çıktık başbaşa..




Hızlı tren ile gittik 1 saat 20 dakika sürüyor.. Giderken yol boyunca uyudun bir güzel.. Özden teyzen karşıladı bizi..  Sonra  dönene kadar her gün tam gaz gezdik beraber.. 






Piknik ve havuz da ekstra oldu bizim için :) Kentparkta çok eğlendin, senin gibi küçük bir çocukla parkta top oynadın, koştun eğlendin.. Videoya çektik tabi hemen.. 

03.08.2015 pazartesi günü şelaleye gittik rüzgar gülünün annesinde fotoğraf çekindik:D pikniğe gittik, top oynadık hep beraber..








04.08.2015 salı günü havuza gittik, su kuşu su da nasıl oynadın, sudan çıktığın an ağladın.. Uzmanlar 1.5 yaşa kadar havuza girmeyi önermiyorlar sen 20 aylık olmaya yakındın ilk defa girdin.. Bir sorun çıkmadı çok şükür.. Uykun gelince de şezlongda kucağımda mis gibi uyudun prensesim benim.. 




Evi yabancıladın kendi düzeni aradın, çok sıcaktı uyurken zorluk çektin ama güzdüzleri de çok keyifli geçti.. Herkesin kendi düzeni işte..  Özden teyzemiz birtane, çok güzel ilgilendi seninle sağolsun..
Dönerken yarım saat uyudun uyandın biraz huzursuz oldun tam o sırada Niloya yetişti imdadımıza :)

Senin keyfin yerindeyken ben huzurun dibindeyim annecim.. Herşey seninle güzel..


Seni seviyorum annecim..

Cuma, Haziran 26, 2015

18. Ay :)


Canimin cani güzel kizim yürüdüğün her yol sana güzellikler, başari, sağlık, mutluluk getirsin, taştan dikenden uzak olsun, iyi insanlarla karşilaştirsin inşallah.. Yürüdüğün yollar çiçeklerle bezensin, ayağına taş değmesin, melekler kuşatsın dört yanını.. (Bu yol seni bugün aşıya götürdü ama mecburi yapılması gerekiyordu minnak kuş :)

Nasıl hızla geçmiş 18 ay.. Abim askerdeyken yengem 18 ay yolunu beklemişti de geçmek bilmemişti :)) Seninle her an su gibi bebeğim, ondandır seni doyasıya yaşamak istemem.. Artık büyüdün resmen boyun 86 cm. olmuş, uzun olacaksın annen gibi belli belli :) Kendini ifade edebiliyorsun genelde, şimdilik tek kelimelerle idare ediyoruz ama 2-3 kelimelik cümle kurman da yakındır.. İLK söylediğin şarkı 'arı vız vız'dı şimdi ikinci olarak Ali babanın çiftliğini söylüyorsun.. Onu açmamızı istediğinde pcyi ya da telefonu gösterip 'möö möö' diyorsun :) Bir de kendi kendine bi şarkı söylüyorsun ama henüz onu anlamış değiliz bestesi sana ait sanırım :) Bugün 18. ay aşılarını yaptırdık ağladınnn :( Şükür ateş yapmadı şimdilik... Telefonu alıp kulağına götürüp 'iyiyiiimmm' deyip birşeyler söylüyorsun ama onlar anlaşılmıyor.. Telefonun tersini düzünü, altını üstünü ayırt edebiliyorsun.. 

Çoraplarını çıkartıp tekrar giyebiliyorsun, pijama ve taytlarının bir bacağını giyip geziniyorsun evin içinde.. Başına tülbent örtüp cee yapıyorsun.. Bezini değiştirdiğimizde 'eeee eeğğ' deyip çöpe götürüyorsun.. Tutayım tutayım diye arkandan koşunca kahkahalarla koşarak kaçıyorsun..

 Tam bir baba aşığı oldun çıktın, fotoğrafını gördün mü baa-baa diye başlıyorsun, gündüzleri telefonla konuşuyorsunuz, akşam işten geldiğinde bi naz bi cilve ayrılmıyorsun dibinden, topu getirip babana verip oyun oynamak istiyorsun üstüne bi de sarılıp öpüyorsun :) Tabi baban da bunların karşısında uçuyor havalara.. Anneyi çook nadir diyorsun, baba dilinde şarkı gibi sürekli söylüyorsun.. Ama bunların yanında bensiz kesinlikle uyumuyor, başkasından yemeğini yemiyor, geceleri ya da sabahları uyanınca beni görmezsen ağlıyorsun.. Bunlar da yetiyor mutlu olmama, senin gülüşün kafi annecim, sen hep gül..

 Dışarı çıkmak istediğinde 'attiiii' diyor bazen de bununla beraber çantamı alıp geliyorsun :)

Parkları, kaymayı, kendi kendine yürüyüp koşmayı çok seviyorsun.. Müzik sesi açıldı mı oynamaya başlıyorsun, alkış yaptığında bizim de yapmamızı istiyor, yaptık mı kahkahalar atıyor havalara uçuyorsun resmen :) O anın tarifi yok bizim için.. Dışardaki yaşlı amcalara 'deedeee' diyerek gidiyorsun..

Çilek alerjik olduğu için 2 yaşa kadar pek önerilmiyor sen İLK defa 18. ayında yedin, şükür birşey olmadı.. Yazı tahtası aldık, kalemi sağ elinle çok güzel tutup bi güzel karalıyorsun :) Diş fırçalamaya alıştırmak istiyorum ama şu an sadece emiyorsun fırçayı :)) Kuşlara bayılıyorsun gördün mü koşuyorsun hemen tutabilecek gibi :) Balkona çıkıp 'dütdüt' diye arabaları gösteriyorsun.. Gördüğün bütün bebeklere 'beebii' diyerek cicik yapmak istiyorsun :) Ama sen kendin bebeksin, bilmiyorsun..

Ben temizlik yaparken vileda ile oynamaya bayılıyorsun, gözden kaçırırsam hemen ellerini suya sokup ıslatıyorsun her yeri, su kuşum benim :)

Gıtgıtgıdakk dedin mi tavuğu,
Möö dedin mi ineği,
Havhav dedin mi köpeği,
Cikcik dedin mi kuşu,
Dütdüt dedin mi arabayı gösteriyorsun hemen :)
Birşey gösterirken baaakk diyorsun..

bittii, düştü, attım, aldım, aberin, (aferin) babaa, dede, mama, allee (anne)  gibi tek kelimeleri söyleyebiliyorsun rahatlıkla..

Rabbim her anını doyasıya yaşamayı nasip etsin bize canımın caanıı..


Seni seviyorum annecim..


Pazar, Mayıs 24, 2015

Annelik :))



İnsan anne olunca daha bi duyarlı ve dikkatli oluyormuş.. Mesala ben anne olduktan sonra eskiden pek dikkat etmediğim son kullanma tarihleri şimdi korkulu rüyam oldu.. Özellikle Elif Mina'ma alınan herşeyin tarihine 2-3 defa bakıyorum :)) 
Ahh anne olmak ne güzel şeymiş.. Evdeki eşyalar bile artık ona göre dizayn edilir, düşerse canı yanar diye, halı sayısı artırılır olur olmadık yere oturduğu için üşümesin diye.. Mobilyaların zarar vermeyecek şekilde sivri uçları başka yöne çevrilir hiç olmadı önü kapatılır.. Boğazına kaçabilecek cisimler itina ile kaldırılır ortadan.. Okula ve işe gittiğimiz dönemlerde 5 dakika daha uyuyayım diye ertelediğimiz saat sesi artık ''annnee'' diye seslenmeye başlamıştır sabahın nurunda ve kıyamadığımız artık yavrumuz olmuş çıkmıştır bi an da :) 
Alınan sebze ve meyvenin organik olması için alınabilecek en doğru yerler araştırılır üstüne bir de, kimbilir kimlerin eli değdi düşüncesi ile zibilyon kere yıkanır :D Her zaman yapılan yemekleri yaparken faydalı olabilecek şeyleri de içine atarken buluyor insan kendini anne olunca.. 
Hayatın da hiç yoğurt mayalamamışken ustası oluyorsun bi an da.. 
Spor ayakkabısı olmadan yapamıyor, başka birşey giydiğinde ona yetişemeyeceğini düşünüyormuş insan :) En şık kol çantalarının yerini, spor sırt çantaları alıyormuş.. Işık hızı ile hareket etmeyi öğreniyor, giyim mağazasına girince çocuk bölümünde kendini kaybediyormuş insan anne olunca... Parklar ikinci ev olarak kabul edilmiştir artık.. Taklit edildiğini bildiği için daha düşünceli olmakmış anne olmak.. Çizgi filmlerin tekrarını 40 kere seyretmek ama sıkılmamakmış anne olmak :) 
Ev işlerini bile aktivitelere dönüştürmek demekmiş :) Vee tabi evin, özellikle de mutfağın (çatal, kaşık, bardak) steril olması için sürekli temizlik yapmakmış, bitmeyen çamaşırlar bulaşıklar demekmiş anne olmak.. Misafirlik ya da dışarı çıkma saatlerinin bebeğin uyku saatine göre ayarlamakmış anne olmak..

Kısacası annelik bir insanı sıfırdan yetiştirmek demekmiş, onunla beraber yeniden büyümek, her gününe ayrı şükretmek demekmiş cancağızım ;)


Seni seviyorum annecim..


Cuma, Mart 20, 2015

Büyürken...

Bazı şeylere alışmak zaman alır. Bazı şeylerden vazgeçmek zaman alır. Kendi hayatınıza bakın. Kimbilir nelerle uğraşıyorsunuz? Bu iş yerine bir türlü alışamadım diyeniniz hiç mi yok? Sigarayı bırakmak istiyorum ama seviyorum mereti, diyeniniz de mi yok? Eminim aramızda sabahları erken kalkmaya bir türlü alışamadım diyeniniz, bu eve alışamadım, çocuklu hayata alışamadım, evi böyle dağınık görmeye alışamadım diyeniniz mutlaka vardır. Yağlı yemekler yememem gerekiyor, sigara içmemem gerekiyor, çikolata yememem gerekiyor ama bırakamıyorum, seviyorum diyeniniz vardır. Koşulları zor geldiği için işten ayrılanınız vardır mesela, oranın kuralları ona uymamıştır, o da başlarım ulan demiştir, olamaz mı? Ben mesela 10 yıl oldu Ankara'ya geleli, hala alışamadım, yaşadığım şehre alışamadım, daha ne olsun!!!
Hak verdiniz dimi, azıcık kendinizden birşeyler buldunuz mutlaka. E be güzel kardeşim el kadar bebekten niye hemen her şeye alışmasını bekliyorsunuz. Mesajlar geliyor sizlerden, diyorsunuz ki: 18 aylık oldu hala ağlıyor, 20 aylık oldu hala emzik emiyor, 22 aylık hala emziği bırakmadı, 24 aylık oldu hala bezi bırakmadı!!! Yaaahu adam daha dünyaya geleli 2 sene olmuş, dünyaya alışamamış, bunca şeye nasıl alışacak…
Azıcık insaf et annesi, çocuğa zaman tanı, empati kur. Belki de o emzik çikolatadan, yorgunluk kahvesinden, üşüyünce gelen sıcacık çaydan, yaş pastadan daha tatlı onun için ne biliyosun? Bi düş şu çocuğun yakasından yaaa.!!! Name bir emzik emiyor gece, yemin ederim gidip benim de ağzıma bir tane atasım geliyor, öyle mi tatlı emilir. Çok seviyor çocuk, fakat gün gelecek sevmez olacak. Emziği de bırakacak, ağlamayı da, bezi de, yatağına gelmeyi de… Ve hatta o kadar ileri gidecek ki, gel bir kere sarılayım diyeceksin, bin nazla gelecek. Bi sabret, bi huzur ver çocuğa. Bana fenalık geldi, emziği bırakmıyor, bezi ne zaman bırakacak sorularından, çocukların halini düşünemiyorum. Emzikli, bezli, mızmız, gece anne kucağı isteyen bütün çocuklar, arkanızdayım!!! Zamanı gelene kadar, kendinizi hazır hissedene kadar... devammmm...  Oyunları da çok keyifli ;) 

Şermin Yaşar Çarkacı 





Nasıl güzel anlatmış, tam benim kafadanmış sevgili Şermin hanım :) Yok kendi yatağında uyumuyor, yok ortalığı dağıtıyor.. Saymakla bitmez..
Hayata sıfırdan başlamış bi birey için beklentileri yüksek tutmak çok saçma, zamanla herşeyi öğrenecek zaten.. Sağlığı yerinde olsun istediği kadar dağıtsın ortalığı, saatler bile alsa toplamak, toplanıp eski haline gelecek nihayetinde.. İnsanlar tarifi mümkün olmayan evlat acısını yaşarken, saçma sapan şeyler için insanın evladını üzmesi ne kadar da anlamsız! Belki bir kaç ay sonra ağzında emzik ile uyumak istemeyecek ya da 1-2 yıl sonra sen istesende ortanıza girip sizi tekmeleyerek oynamak istemeyecek.. Ve aradan uzun yıllar geçtiğinde bu hallerinin çok özleneceğinden eminim, azıcık yanıma yatsa da koklasam demek yerine fırsat veriyorken doya doya koklamalı, öpüp, sevmeli.. Ben kuzuma sarılıp koklayarak uyumaktan, aramıza girip bizi tekmelemesinden çok memnunum ;)


Ahh yavrummm, evlat, can, kan güzeller güzeli kızımm! 15 aylık oluyorsun 3 gün sonra.. Büyüyorsun, büyüyoruz, oyunlar oynuyoruz seninle, gelişimin için aktiviteler araştırıyorum.. Zalim zaman :) 

Seni seviyorum annecim..

Perşembe, Mart 05, 2015

Gamzeli anne nurlar içinde uyu..

Elif Mina'm güzeller güzeli kızımmmm, Gamze annemiz melek olmuş, 5 yıl savaştı kanserle ama yenemedi ne yazıkki 04.03.2015 günü vefat etti  :(  Oğlu için yaşamak istedi hep ama takdir böyleymiş ki kurtulamadı.. İnsan anne olunca daha çok etkileniyor böyle durumlardan.. Duyduğum andan itibaren yüreğim yanıyor, oğlu Atakan'ı düşündükçe, son mektubunu okudukça ciğerim dağlanıyor sanki! Zor çok zor Allah sabır versin tüm sevenlerine, mekanı cennet olsun inşallah..

Allah'ım sen tüm yavrularımızı koru, onları annesiz, babasız bırakma..
Meleğime, kızıma hayırlısı ile büyümeyi ve bize hayırlısı ile onun büyüdüğünü görebilmeyi nasip et yarabbim!

İşte boğazımı düğüm düğüm yapan o mektup;






"SEYAHATE GİDEN ANNE GİBİYİM”
Gamze Akbaş’ın o günlerde oğlu Atakan için kaleme aldığı ’Seyahate giden anne gibiyim’ başlıklı yazısı şöyleydi:

“Bu yazıyı yazarken sabredeceğim ağlamamak için.
Aynı başlıkta yazdığım gibi hissediyorum kendimi, ama belli ki benim seyahatim bayaca uzun sürecek. İster bir annenin vasiyeti deyin bu yazılanlara, ister gözü arkada kalmasın diye aklından geçenleri sıralıyor deyin.
İyiydim gerçekten 2 hafta önceki düşüşü, laboratuar değerleri yanlıştır umudunu yaşıyordum, Dr.’um da öyle inandırmıştı. Ama değilmiş, artık mikroskop altında da değerlerim hızla düşüyor. Maalesef kağıt üstündeki gerçekler doğru… Diş etlerim çekilmeye başlıyor diyince zaten, salı günü kemik iliğine bakalım dedi. Nefesi kesildi adamın ama, sen çok ağladın karşımda benim de ona moralim bozuldu dedi. Nasıl ağlamam öyle bir derdim var ki içinden çıkamadığım nasıl ağlamam. Evladım ne olacak Dr.’um dedim. Sıkıntılı günlerin gelmesine ağlamıyorum, benim derdim evladım dedim.


“EVET EVLADIM TEK DERDİM”
Herkesin Atakan’a çok iyi davrandığı kesin, hatta davranacağı da. Annem, babam, kardeşim en başta hatta Emrah kendini toplayana kadar Atakan ilk dönemlerde kiminle kalır. Sevdiği alıştığı insanları yanında göremeyince ya da gördüklerinde ağlayan gözlerle gördüklerinde n’apar yavrum. İş seyahatine giden bir anne defalarca kafasından geçenleri söyler, yavrusunun bir şeyi eksik kalmasın diye.
Eskişehir’e göderirler belki biii süreliğine orası da çok soğuk, keşke annem göndermese.
Kalbi kırılırsa anlarlar mı?
Dudakları beyazlamış biraz, benzi sarı gibi gözüküyor deyip hemen kan testi yaptırmaya götürürler mi?
Anneyi sorduğunda ne cevap verirler?
Meyveler, sebzeler defalarca sirkeli suyla yıkanır mı?
Marketten alınanların özellikle Atakan’nın yiyeceklerinin son kullanma tarihlerine her defasında unutmadan kim bakar?
Her akşam ılık sütünün içilmesi, dişlerinin fırçalanması atlanılmaz mı?
Günlük taze meyve suyu sıkılır mı mevsim meyvelerinden?
Terleyince üşenmeden anında atlet değişir mi?
Nelerden mutlu olur diye düşünülür mü?
Değişik kitapları kim araştırır, kim alır peki?
Bıkmadan sıkılmadan kim oyun oynar onunla?
Bıkmadan sıkılmadan saçlara cici yapmasına kim izin verir?
Gideceği okuldaki eksiklikleri kim farkeder?
Öğretmeniyle sürekli yakın diyaloğa kim girer. O özel biii öğrenci iyi bir gözleme ihtiyacı var annesini kan kanserinden kaybettik der.
Evde televizyon seyretmeyip kim aktivite yapar el becerisi gelişsin diye hem de hergün?
Kendi çocuğuna ya da çocuklarına sabır gösteremeyen insanlar, Atakan’ıma nasıl sabır gösterir?
Bir varmış, bir yokmuş. Ömür bu iki kelime arasında geçen zaman. Zamansa bazen dost insana, bazen düşman. Bize düşman oldu.
Emrah’ım canım sevdiğim. Çok üzdüm seni en fazla kötü günlere, seninle göğüs gerdik. Hakkını helal et. Bundan sonra işin daha da zor olacak. Ama sana güvenim tam. Bir kaç gün önce demiştin ya bana, ’Parkta oynarken bizi birisi seyretse deli bu adam der ama ben oğlumla çocukluğumu tekrar yaşıyorum’ diye. Hep öyle deli baba ol olur mu? O zaman Atakan yokluğumu daha az hisseder belki.
Evde demiştim ya ben, sana sevdiğim, ’Atakan seninle gerçekten iyi vakit geçiriyor hep gülüyor. Sen iyi bir babasın’ diye. Ben hep bişeyler öğretme çabasındaydım, sense eğlence, öyle olduğu için o kadar mutluyum ki hep mutlu ve onu güldüren babasıyla birlikte yaşayacak diye. Öğretmenler zaten öğretir öğrenmesi gerekenleri. Gülmek daha iyi bir ilaç. Onu da sen hep verdin ve vericeksin canım sevgilim.
Canım annem, canım babam, canım kardeşim. Hakkınızı ödeyemem şimdiye kadar çok emek verdiniz bize. Asıl şimdiden sonra sizlere daha çok iş düşüyor dimdik durup Emrah’a destek verme zamanı. Atakan başta ALLAH’a sonra Emrah’a sonra annem, babam, kardeşim size emanet.
Keşke herşey farklı olsaydı. Yaşam mutlu dolu günlerle dolsaydı.
Annem hediye kaban almak istedi. İstemedim çünkü seneye kışa çıkmam heralde.
Sabahleyin aradın annem.
Ne olur güçlü ol diye. Lütfen gel alalım dedin. İstemem annem dedim.
Ateşim var, öksürüyorum dışarı çıkmıcam dediğimde Atakan’ım koşarak geldi ne dedi biliyomusun: ’Ateşin olmasın, ne olur öksürme canım annem dayanamam sana’ dedi.
Telefonu kapadım çöktüm oğlumun yanına, ’Ben sana dayanamam merak etme geçer’ dedim. ’Geçsin annecim’ dedi. Dayancan annem diye haykırdım içimden.
Şuan ezan okunuyor. Yalvarırım rabbime evladım için bana yaşama şansı ver. Salı günü gireceğim operasyon sancısız geçsin, en önemlisi sonucu güzel gelsin. Çok bir şey istemem sadece sağlık. Ama artık o kadar yıkıldım, o kadar güçsüz kaldım ki. Savaşacak gücümü yitirdim. Emrah’ımın, annemin, babamın, kardeşimin gözünü yaşlı görmeye gücüm kalmadı.
Arayan eş, dost, akraba açamadım telefonları açamayacağım da. Biliyorum dualarınız benimle ama gücüm yok konuşmaya. Bir de tabi Atakan’ım anlamasın durumu diye.
Salı gününün güzel geçmesini bu kadar umutsuzluğun içinde yinede umut ediyorum.”
Biz blog anneleri gibi o da yazıyordu oğluna, '' İleride oğlumuzun kendisiyle ilgili tüm detayları okuyabileceği güzel bir site hazırlayabilmeyi umuyorum…'' yazmış ben kimim kısmına,  bu zamana kadar yazdıklarını okuyabilecek Atakan hiç olmazsa..  

Pazartesi, Şubat 23, 2015

14 Aylık Melek ;)

Bebeğim benimmm 14 aylık oldun bile.. Bazen minicik hallerini özlemiyor değiliz :)


Her gün yeni bir halinle, farklı bir tepkinle karşılaşıyorum.. 
Artık kendi kendine koltuklara çok rahat çıkıp inebiliyorsun, 
Elindeki birşeyi düşürüp nerde dediğimizde ellerini yana açıp bakıyorsun nerde der gibi :)
Farklı birşey gördüğünde 'aaaa' diye ses çıkarıp şaşırıyorsun,
Çizgi film seyrederken bilinçli olarak gülüp kahkaha atıyorsun,
Havuç ve elmayı severek kemiriyorsun,
Şimdilik 8 dişin var ama bu ara çok kaşınıyor diş etlerin yeni diş geliyor sanırım ;)
Kar yağıııyooorr dediğimde pencereye doğru gidip dışarı bakıyor karı seyredip gülüyorsun,
Fotoğraflarda anne baba nerde dediğimizde gösterebiliyorsun,
Kulağın, saçın, gözün, burnun nerde sorularına cevap veriyorsun yavaş yavaş,
Her yapılanı, söyleneni tekrar etmeye çalışıyorsun,
Reklamları pürdikkat izliyorsun,
Muzlu-pekmezli muhallebiye  bayılıyorsun,
Kumandayı alıp tv.ye doğru tutup düğmelerine basıyorsun,
Birşeyler yedirirken artık kendin yemek istiyorsun,
Tek heceli kelimeleri bir kere tekrar ediyor sonra söylemek istemiyorsun,
Kapı kollarına uzanmaya çalışıyorsun,
Çekmeceleri keşfetmeye başlıyorsun,
Kitaptaki renkli objeleri gördüğünde de 'aaaa' diyorsun,
Çoraplarını çıkarıp-giymeye çalışıyorsun,
Çak deyince elini açıp çak yapıyorsun,
Islak mendilini koklamayı çok seviyorsun,
Geceleri hala çok sık uyanıyorsun,
Bir şeyden korktuğun zaman koltuğun yanına pısıp, ağlıyorsun,
Niloya, pororo, can, pokoyo, pepe görünce güldüğün çizgi filmler,
Viledanın sapı ile oynamaya bayılıyorsun,
Müzik duyduğunda oynuyorsun,
Sabahları babanın arkasından ağlıyorsun,
Bazen sabaha karşı yanımıza alıyorum seni, kafan boynumda ayakların babanın kafasında yatıyorsun :)
Ve hala odaları ayıramadık bizim odamızda yatıyorsun :)

Seni seviyorum annecim..