Pazartesi, Mayıs 16, 2016

Çocukta Başlar...



Daha önce ki yazılarımda anlatmak istediğim bir çok şeyi barındırmış bu yazı.. Kalemine, yüreğine sağlık!

“Kendi kendine yiyemez, boğazına kaçırır, üstüne döker, etraf kirlenir” diye düşündüğü için püre yapılmış sebzeleri 1 yaşındaki çocuğuna yediriyordu anne. Çocuk bazen kafasını “hayır” anlamında sağa sola çevirdiğinde “daha doymadı, ben bilirim” diye yedirmeye devam ediyordu kadın. Annelik çocuğuna ne kadar çok yemek yedirdiğinle ölçülüyordu çoğu memlekette. Çocuk açlığını, tokluğunu annesinin daha iyi bildiğine kanaat getiriyordu bu vesileyle… Büyük ihtimalle ömür boyu sürecek bir yeme probleminin ilk adımları atılıyordu.

“Öpsün amca bir kere” diye çocuğu zorluyordu adam. Amcası yeğenini öpmek istiyordu daha doğal ne olabilirdi. Çocuk amcasına yüz vermezse, öpmesine izin vermezse amca kendisini değersiz hissedebilirdi (Allah muhafaza). Çocuğun bu öpücüğü kabul edip etmemesi önemli değildi. Büyükler karar vermişlerdi işte. Amca çocuğu öpecekti. Ayıp olur(du). Kız çocuğu bu yaşantıdan öpülüp öpülmemesinin büyüklerin tasarrufunda olduğunu öğrendi. Kendi bedeni hakkında tam söz sahibi olmadığını; istemese de bazen büyüklerin onu öpebileceğini… Belki de daha fazlasını. (Ah çocuk senden bin kez özür dilense az artık!)

 “Ben de süpürücem” diye annesinin peşinde koşuyordu 2,5 yaşındaki çocuk. Anne elinde elektrik süpürgesiyle yerdeki kırıntıları süpürüyordu, acelesi vardı. “Sen yapamazsın” dedi çocuğuna, hızlı olmalıydı, tertemiz olmalıydı ve. Misafir gelecekti… Çocuk yetişkin olup evlendiğinde karısı ev işlerine yardımcı olmayan bir kocası olduğu için üzülüyordu çok. Bütün işleri tek başına yapmak ona ağır geliyordu. Ne olurdu bir kere de kocası süpürseydi evi. Ama adam yardımcı olmuyor(du) bir türlü. İçinden gelmiyor(du). Neden?

“Ödevlerini yap” diyordu anne 8 yaşındaki çocuğa. Yapmadıysa eğer sabah kahvaltı sofrasında, çayını yarım bırakıp o yapıyordu onun yerine. Öğretmene rezil olmasın(dı) çocuğu; kızılmasın, sorumluluğunu eksik bırakıp gitmesin(di) okula. Ödevleri hep tastamam şekilde okula giden çocuk sınavlarda bir türlü iyi not alamıyordu. Sınavlara annesi onun yerine giremediğinden olsa gerekti bu durum.

Her sabah ne giyileceği konusunda kavga ediliyordu evde. Anne ve 4 yaşındaki kızı arasındaki bu gerginlik günün başlangıcını zora koşuyordu. Bir gece önceden hazır ediyordu anne kıyafetleri, kız da onaylıyordu onunla birlikte ama sabah olduğunda kız çocuğu unutuveriyordu dün gece verdiği sözü. Başlıyordu “Bunu giymem” diye ağlamaya. Anne kızıyordu ve giydiriveriyordu kızını zorla. Bu yaştaki çocuğun dün geceden bu sabahı tayin etmekte zorlandığını tahayyül edemiyordu. Oysaki ne istiyorsa onu giysin(di) kız. Belki biraz üşürdü, ama kavga olmazdı. Hem bir gün üşürse öteki gün kalın giyinir(di) belki… Kendi konforunun sorumluluğunu alırdı…

İnsanlar ikiye ayrılır: Hayatlarının sorumluluğunu alabilenler ve alamayanlar. Hayatlarının sorumluluğunu alamayanlar kurbandırlar. Başlarına ne geldiyse başkaları yüzündendir, başlarına ne geldiyse başkalarının seçimleridir. Onlar biraz da çocukluklarını kurbanıdırlar. Çocukluğunda yemeğini yemeye, evi süpürmeye, ödevini yapmadığı için öğretmenden azar işitmeye hazırken bunları yapmalarına izin verilmedi. Bedenine dokunulmasını istemediği halde ona kendini öptürmesi emri verildi. Çocukken sorumluluk almayı öğrenmedikleri için büyüdüklerinde ve bu sorumlulukları almaları onlardan beklendiğinde zorlandılar; yardımcı olamadılar isteseler de ya da koruyamadılar kendilerini bu dokunuşun yanlış olduğunu bile bile.

Eylemlerinin sorumluluğunu alamayanlar duygularının sorumluluğunu da alamadılar. Üzgün olduklarında karşısındakini suçladılar “Beni üzdün…” dediler bu deyişin içinde suçlama vardı; oysaki üzülen kendileriydi “Ben üzüldüm” dediğinde ortada suçlu kalmıyordu ve iletişimin önü açılıyordu. Her şey küçük sorumluluk ile başlıyordu... Duygularının sorumluluğunu alamayanlar yaşamlarının ve yaşamlarının sorumluluğunu alamayanlar kaderlerinin sorumluluğunu alamadılar.

Hep başkaları oldu suçlu. Ve sonra, işte bu dünya çıktı ortaya. Birilerinin ötekilere hayatı dar ettiği, hayatı dar edilenlerin dönüp intikam aradığı. Birilerinin hep haklı, ötekilerin hep “dış mihrak” olduğu; hiç güvenli zafiyeti olmayan ama sürekli insanların öldüğü bir dünya…

Başlangıçta her şey çok basitti. O çocuk etrafı kirletmek pahasına kendi yemeliydi o yemeği.. O kadar..


Damla Çeliktaban

Cumartesi, Mayıs 07, 2016

Paylaşım Arsızlığı..





Bebeğim küçükken başlangıçta bende fotoğraflarını paylaşmadım uzunca bir süre, hatta görmemişin kızı olmuş tepkilerine bile maruz kaldım!


Görmemiştim vallahi, ilk defa anne oldum :)

Paylaşmama sebebim nazara inanan bir insan olduğum için, nazar değmesinden korkmamdı.. Ama gel gör ki; önemli başka sebeplerde varmış paylaşmamamız için.. 

Mesela çok güzel çıkmış / gülmüş dediğim pozlarını paylaşamıyordum bi dönem, hala da çok nadirdir paylaştığım.. Bazen ekleyeyim orada da kalsın, anısı olsun istiyorum ama işte cayıyorum sonra :)
Tanımadığım insanların görmesine, aaa ne tatlı, akıllı, güzel, şeker bilmem ne kızın var demesine gerek yok, şükür kendi egomu çocuğumun fotoğraflarına gelecek yorumlarla tatmin edecek kadar hasta değilim!

Bir kaç gün önce bu paylaşımı gördüğümde ne kadar da doğru karar verdiğimi anladım.. Herkes okumalı kesinlikle.. İşte o yazı;

Günümüz anne babası sosyal medyada sadece kendi fotoğraflarını değil çocuklarının da fotoğraflarını paylaşıyorlar.. Doğum günü partileri, okul gösterileri, oyunlar, özel anlar gibi bir çok an’ı dostları arkadaşları görsün istiyorlar.. Keyifle yapılan bu paylaşımlar bazen çocuklarının utancı, bazen de bir sapığın hedefi olabiliyor. Bu konuda çoğu ebeveyn davranışlarının farkında değil.. Ayrıca bir çok kişi yayınladıklarını kimlerin görüp kimlerin göremeyeceği konusunda sosyal medya gizlilik ayarları konusunda gerçekten bilinçli değil.. İnternet üzerinde bir çocuğun nelerinin paylaşılmasından kaçınmak gerekir?
1. Banyo, Deniz, Havuz Fotoğrafları
Çocuğunuzun banyo yaparken, denize girerken çıplak fotoğraflarını paylaşmayın.. Normal biri için son derece normal, masum, eğlenceli olan bu fotoğraf çocuk pornocuları için malzeme olabilir.. Çocuğunuz ileriki yaşlara geldiğinde bu fotoğraflar onu utandırabilir.. Unutmayın eklediğiniz bir fotoğraf siz silseniz bile sonsuza kadar bir yerlerde kalır...
2. Hasta Halleri
Aslında çoğumuz kötü anlarımızı başkalarının görmesini istemeyiz.. Çocuğunuzun hasta, yaralanmış, mutsuz hallerini sosyal medyada yayınlayıp başkalarının dikkatini çeken anne baba kendisini sorgulamalıdır.. Farkında olmadan çocuğu üzerinden ilgi çekmeye çalışıyor olabilir.. Çocuğunun hasta halinin fotoğrafını yayınlamak yerine, gerçekten gerekli ise kısa bir bilgilendirme çok daha nezaketli olabilir...
3. Çocuğunun Sorunlu Davranışlarını Paylaşmak
Günümüz akran zorbalığı daha çok sosyal medya üzerinden yapılıyor.. Bazı anne babalar bilerek yada bilmeyerek çocuklarını gülünç duruma düşürecek yada alay konusu olmasına “online utandırmaya” yol açacak paylaşımlarda bulunabilirler.. Aile içi gizliliği, mahremiyeti, çocuğun kişisel sınırlarını bozacak anılar paylaşılmamalıdır...
4. Bebeklik
Şu anda bebek bile olsa ileride büyüyecek, çocuk, genç ve yetişkin olacak.. İleride utanmasına yol açacak örneğin çiş yaptığı anlar gibi yayınlardan kaçınılmalıdır.. Tuvalette iken çekilmiş fotoğrafları varsa sosyal medyada yayınlamak yerine kendi özel albümünüzde tutabilirsiniz..
5. Çocuk Hakkında Özel Bilgiler
Kötü amaçlı kişilerin kullanabileceği bilgileri paylaşmamak gerekir.. Örneğin “Evde tek başına bizi bekleyebiliyor”, “okuldan eve yürüyerek tek başına gelebiliyor”, “aferin oğluma kardeşine biz yokken bakıyor” gibi bilgileri kimlerin kötü niyetle kullanabileceğini bilemezsiniz.. Kurumsal sayfalar hariç özel telefonunuz, adresiniz gibi bilgiler başınıza olmadık sorunlar açabilir...
6. Başkalarının Fotoğrafları
Başkasının çocuğunun fotoğrafını yayınlamadan önce düşünmek gerekir.. Onun ailesi buna izin verip vermeyeceği, rahatsız olup olmayacağı iyi düşünülmelidir...
7. Akran Zorbalığına Maruz Kalan Çocuk
Eğer çocuğunuz başka çocukların zorbalığına maruz kalıyorsa bir kriz planı yapın.. O çocukların ebeveynleri, okul yetkilileri ve gerekirse yasal mercilere ulaşmaya çalışın ve hemen önlemenin yolunu bulun.. Bu konuda çocuğunuzu suçlayarak zaman harcamayın...
8. Nasıl Algılanıyor?
Bazı ebeveynler, öğretmenler bir çocuk için normal, doğal davranış ancak yetişkin gözüyle komik olan görüntüleri yayınlıyorlar.. İzleyenler için komik, eğlenceli gelen bu haller çocuk için şimdi yada gelecekte kabus olabilir.. Buradaki ölçüt, görüntünün nasıl algılanacağını iyi süzmenizdir.. Çocuğun, doğaya, insanlığa, yaşama dair olumlu değerleri sunan görüntü ve mesajlarda sorun yoktur.. Sorun, yanlış anlaşılabilecek, alay konusu olabilecek, tartışmaya yol açabilecek mesajları içeren paylaşımlardır...
Eskiden “nazar değer” diye kaçınılan bir çok durum günümüzde övünülen bir durum olarak algılan abiliyor..Aslında yılların süzgecinden geçerek gelen ve çocuğun korunmasına dönük olan bir çok tutum vardı.. Günümüz online yaşamın verdiği, özgürlük ve rahatlığın getirdiği riskleri iyi bilmek gerekir..Unutmayın, resimler, videolar ve sözler her çeşit insan tarafından görülüyor..
Şenel Karaman
Uzman Psikolog